Prader-Willi Sendromu
Prader-Willi Sendromu (PWS) Prader-Willi Sendromu (PWS), genetik bir bozukluk olup, hem fiziksel hem de bilişsel gelişimi etkileyen nadir bir hastalıktır....
Biyoloji bölümüne ait tüm makaleler…
Prader-Willi Sendromu (PWS) Prader-Willi Sendromu (PWS), genetik bir bozukluk olup, hem fiziksel hem de bilişsel gelişimi etkileyen nadir bir hastalıktır....
Ekolojik sürdürülebilirliği hayatımızın her yerinde duyuyoruz ama ne anlam ifade ediyor, neden bu kadar önemli bilmiyoruz. Bu makalede ekolojik sürdürülebilirliğin tanımını, önemini ve nerelerde uygulanabileceğini anlattım.
Şekersiz diyabet, vücutta su dengesinin sağlanmasında sorunlara yol açan nadir bir hormonal bozukluktur. Genellikle eksikliği veya bu hormona karşı direnç nedeniyle böbreklerin suyu geri emme yeteneği bozulur. Bu nedenle fazla idrar ve yoğun Susuzluk görülür. Semptomları, diyabet belirtilerine benzediği için şekersiz diyabet olarak adlandırılmıştır.
Üremeyi sağlayan eşey hücrelerini oluşturan ve kalıtsal bilgileri aktarmak için gerçekleşen mayoz bölünmede gerçekleşen ayrılmama hatası sonucu oluşan fiziksel ve zihinsel özellikleri etkileyen ve genel olarak ölümcül olan sendromlar vardır. Bu sendromlar kromozomların ayrılamaması sonucu oluşur ve ürettiği eşey hücrelerin döllenmesi sonucu ortaya çıkan bireyin fizyolojik özelliklerini bozar.
Prosopagnozi, kişinin beyninde yüzleri tanımakla görevli olan bölgenin gelişmediği veya sonradan bir hasara maruz kaldığı nörolojik bir bozukluk olarak tanımlanmaktadır. Prosopagnozi terimi, Yunanca’da “yüz” ve “bilgi eksikliği” anlamına gelen “prosopo” ve “agnosia” sözcüklerinden türemiştir. Ayrıca kelime anlamı olarak “yüz körlüğü” şeklinde ifade edilebilir. 11.sınıfta Sinir sistemi hastalıkları anlatılırken günlük hayattan verilebilecek güzel bir örneğin yazısını mutlaka okumanızı tavsiye ediyoruz.
Bitkilerle aramızda devasa farklar olsa da bizlere oldukça benzer özelliklere de sahiptirler. Bu benzerlikler, çoğu zaman organ ya da sistem düzeyinde olmasa da, hücre altı birimlerde, hücre ve doku düzeyinde bariz bir şekilde görülür. Bunlardan biri, “kontrolsüz bölünme” olarak da isimlendirebileceğimiz tümör oluşumudur. Kanser ve tümör gibi durumları hayvanlardan, hatta daha ziyade insanlardan biliyor olsak da, canlılık içerisinde sandığımızdan çok daha yaygın olarak görülürler.
Biyoloji birçok öğrencinin korkulu rüyasıdır. O kadar bilgi nasıl öğrenilir diye endişe duyarlar.
Biyoloji dersinin mantığını kavrayan ve biyolojinin yaşamın her alanında olduğunu gören çocuklar için
biyoloji artık vazgeçilmezdir. Çünkü biyoloji sayesinde kendilerini , doğayı ve diğer canlıları tanırlar. Bu
şekilde doğayla ve diğer canlılarla uyum içinde yaşamayı öğrenirler.
Canlılar bir yada birden çok hücreden oluşmuştur. Bütün canlı organizmaların hücrelerinde bulunan,canlının tüm genetik özelliklerini taşıyan ve bu bilginin sonraki nesillere geçmesini sağlayan moleküle Deoksiribonükleik Asit (DNA) denir. Nükleik asitler nükleotit adı verilen birimlerden oluşur. Canlılarda nükleotitlerin yapısı aynı olmasına rağmen her canlının DNA yapıları farklıdır. Her canlının DNA yapısının farklı olmasının nedeni DNA’yı oluşturan nükleotitlerin sıra, sayı ve dizilişlerinin farklı olmasıdır. Bazı kimyasal maddeler ve enzimler ile DNA’nın normalde bulunduğu hücreden, ortamdan uzaklaştırılması işlemine DNA izolasyonu denir. DNA deri, kan, tükürük, mukus, kas, kemik dokusu gibi birçok biyolojik materyalden izole edilebilir.
Bazı keçilerin korkunca ya da çok fazla heyecanlandığında bayıldığını biliyoruz. Peki sizce bu neden oluyor? Hiç düşündünüz mü ya bu bir hastalıksa ? İnsanlarda korkunca bayılsa ne olurdu ?
COVID-19 salgını sırasında adını çokça duyduğumuz proteinlerden biri ACE2’ydi. COVID19’a sebep olan virüslerin hücreleri enfekte etmesine yardımcı olan bu protein aynı zamanda kan basıncını düzenlemede de rol oynar. Kan basıncını düzenlemede ilişkisi olduğu görülen ACE2 proteinini üretebilmek için kadın ya da erkek olmanın avantajı olabilir miydi peki?
Düşünsenize inşalar telefonundan şarja süresince bile ayrı kaldığında mutsuz ve boşlukta hissediyor. Peki ya bizim de şarj olmamız gerekseydi nasıl olurdu hiç düşündünüz mü?
Evrim, Dünya üzerinde bugünkü yaşam çeşitliliğinin oluşmasını sağlamıştır. Dünya’daki yaşam yaklaşık 3,5 milyar yıl önce başlamış ve o zamandan beri gelişmeye devam etmiştir. Başlangıçta bir alev topu olan Dünya’mızda ilk canlılar nasıl oluştu? O alev topuna asteroitlerin çarpmasının yaşamın başlamasına katkısı ne oldu? Günümüze gelene kadar Dünya’mız hangi dönemlerden geçti ve bu dönemlerin yaşam çeşitliliğinde önemi nedir?